Wednesday, 31 May 2017

Bakan Bishop’tan teröre lanet, Sirius Koleji öğrencisine başsağlığı

Irak’ın Başkenti Bağdat’taki bombalı saldırıda Sirius Eğitim Kurumları Kız Koleji öğrencisi Zynab Al Harbiya’nın yanı sıra 17 Iraklı hayatını kaybederken 32 kişi de yaralandı. Dışişleri Bakanı Julia Bishop, IŞİD terör örgütünü lanetledi, Avustralya vatandaşı Sirius Koleji Öğrencisi Zynab Al Harbiya’nın ailesine ve okul yönetimine başsağlığı diledi.


http://zamanaustralia.com/2017/05/bakan-bishoptan-terore-lanet-sirius-kolejinin-ogrencisine-bassagligi


Zafer POLAT-SYDNEY

Sirius Eğitim Kurumları Kız Koleji öğrencisi Zynab Al Harbiya, Irak’ın Başkenti Bağdat’daki bombalı saldırıda hayatını kaybetti. IŞİD terör örgütünün üstlendiği bombalı saldırıda, Sirius Koleji öğrencisi Zynab Al Harbiya ile birlikte, 17 masum insan hayatını kaybetti. Bağdat’da meydana gelen aynı saldırıda aralarında Zynab’in amcasının da bulunduğu 32 kişinin de yaralandığı belirtildi. Alınan bilgiye göre Zynab'in ailesi ve iki kardeşiyle birlikte, Irak'taki hasta dedesini ziyarete gittiği ve iftar sonrası hava çok sıcak olduğu için amcası ile gittiği dondurmacıdan alışveriş yaptığı sırada bomba yüklü aracın infilak etmesiyle hayatını kaybettiği açıklandı. Sirius Koleji 7. sınıf öğrencisi Zynab’in, Salı günü yapılan cenaze töreninin ardından Bağdat’daki Necef Mezarlığı’nda toprağa verildiği açıklandı. Ayrıca Çarşamba günü de Melbourne’deki Fawkner Müslüman Mezarlığı’nda gıyabi cenaze namazı kılındı. Buradaki cenaze merasimine Zynab’in amcası Ahmed Al-Saabry ve diğer akrabaları katıldı. IŞİD Terör örgütünü şiddetle kınayan Avustralya Dışişleri Bakanı Julie Bishop, başta Irak halkına ve hayatını kaybeden Avustralya vatandaşı Sirius Koleji öğrencisi Zynab Al Harbiya’nın ailesine ve okul yönetimine başsağlığı diledi.

BISHOP: BU TRAJEDİ, IŞİD TERÖR ÖRGÜTÜNÜN VAHŞİ YÜZÜNÜ GÖSTERİYOR

Melbourne’ün Kuzey semtlerinden Thomastown’da yaşayan Zynab Al Harbiya'nın Bağdat’daki terör saldırısında öldüğünü doğrulayan Bakan Bishop, Avustralya hükümetinin aileye konsolosluk aracılığı ile destek olduğunu söyledi. Bishop, terör örgütünün din ve insanlığa saygısının olmadığını vurguladı. Bishop, Başkent Canberra'da gazetecilere verdiği demeçte, terör saldırısından dolayı duyduğu üzüntüyü şöyle dile getirdi; “Irak’ta meydana gelen terör trajedisi din, milliyet, egemenlik, sınırlar ve insanlığa saygı göstermeyen bu terör örgütünün vahşiliğini bir kez daha gösteriyor. Olayda, Melbourne’de yaşayan ve Sirius Koleji'nde öğrenci olan Zynab Al Harbiya da hayatını kaybetti. Başta ailesine, sevdiklerine ve Broadmeadows'taki diğer öğrenci arkadaşlarına ve okul yönetimine derin üzüntülerimi ve taziyelerimi bildiriyorum.” dedi.

TAKIMOĞLU: GÜZEL YÜZLÜ TALEBEMİZ ARAMIZDA YOK

Öte yandan Sirius Eğitim Kurumları Genel Müdürü Serdar Takımoğlu ise bir basın toplantısı düzenleyerek, terörü bir kez daha lanetledi. ABC Haber Kanalının canlı olarak yayınladığı basın toplantısında konuşan Genel Müdür Takımoğlu, Sirius ailesi olarak büyük bir üzüntü içerisinde olduklarını söyledi. Olayda hayatını kaybeden 17 Iraklı olmak üzere herkese başsağlığı dileklerinde bulunduğunu belirten Takımoğlu, 7. sınıf öğrencisi Zynab Al Harbiya’nın çok çalışkan, okulunda sevilen bir öğrenci olduğunu hatırlatarak; “Zynab, arkadaşları tarafından çok sevilen ve sinerji dolu bir öğrencimizdi. Vefatı nedeniyle hepimiz son derece üzgünüz. Acımasız bir şiddet eğilimi tarafından o güler yüzlü talebemiz artık aramızda değil” dedi. Bu arada Zynab Al Harbiya’nın İngilizce öğretmeni Kiralee Mladenis de tüm okul olarak şok içerisinde olduklarını ve vefat haberinin tüm arkadaş ve öğretmenleri tarafından büyük bir üzüntü ile karşlılandığını söyleyerek; “Hayatını kaybeden öğrencimiz Zynab Al Harbiya, tüm arkadaşları tarafından sevilen bir öğrenciydi. Yurtdışına çıkmadan önce benden fazladan ödev istemişti” dedi.

TERÖR SALDIRISI BİR KEZ DAHA ÇİRKİN YÜZÜNÜ GÖSTERDİ

Öte yandan yol kenarına yerleştirilen bomba yüklü aracın infilak ettirilmesi sonucu 17 kişinin öldüğü ve en az 32 kişinin de yaralandığı saldırıyı IŞİD terör örgütü üstlendi. Bağdat'ın merkezi Karrada bölgesinde yol kenarına yerleştirilen bomba yüklü aracın infilak ettirilmesi ile gerçekleştirilen saldırıyı medya birimi Amak aracılığıyla Twitter ve Telegram hesaplarından yayınladığı bildiriyle IŞİD üstlendi. Yetkililer tarafından, saldırının ağırlıklı olarak Şiilerin yaşadığı Karrada mahallesinde meydana geldiği kaydedildi. Patlamanın Ramazan ayı olması nedeniyle birçok kişinin iftarın ardından sokakta olduğu bir sırada meydana geldiği belirtiliyor. 

Tuesday, 23 May 2017

Avustralya penceresinden Türkiye’deki mülteciler

http://www.zamanaustralia.com/2017/05/avustralya-penceresinden-turkiyedeki-multeciler

Avustralya’da yaşayanlar arşiv ve istatistiğin bu ülkede ne kadar önemli olduğunu çok iyi bilir. En azından bunu her 5 yılda bir yapılan nüfus sayımında ailelere ve kişilere yönelik sorulan soruların çeşitliliğinden anlıyoruz. Sayım, Avustralyalıların önemsediği konularda farklı ve yeni bilgiler sunması açısından çok önemli.

Zafer Polat
 200’den fazla kültürün bir arada yaşadığı ve bundan dolayı da kültürlerin buluştuğu nokta olarak ifade edilen kıta ülkesinde, nüfus sayımı ve demografik yapının nasıl şekillendiği büyük önem arz ediyor. Kıta Ülkesinin yaşamına ışık tutan ve her 5 yılda bir tekrarlanan nüfus sayımı, en son geçtiğimiz yıl Ağustos ayında yapılmıştı. İstatistik Kurumu’nun (ABS) himayesinde hem de dünyada ilk defa internet üzerinden sanal ortamda yapılan sayım ile ilgili verilerin, 27 Haziran’da açıklanacağı duyuruldu. Şimdilik açıklanan sonuçlar, Avustralya’nın giderek artan çeşitliliğini ortaya koyuyor. Ulusal çapta ve eyalet ile bölge başkentlerine ilişkin verilerin yanı sıra, mahalleler ve yerel Belediyeler gibi küçük coğrafi alanları da kapsayan ilk sayım sonuçları, tipik Avustralya profilinin hangi özelliklere sahip olduğunu ortaya koydu. 2016 sayımına göre tipik Avustralyalının; İngiliz kökenli, Avustralya’da doğmuş 38 yaşında bir kadın olduğunu ortaya çıkarmış. Lise mezunu, evli, eşiyle ve iki çocuğuyla üç yatak odalı ve iki arabalı bir evde yaşıyor. Tipik erkek ise 37 yaşında. Haftada 5 ile 14 saat arası ev işi yapıyor. Tipik Avustralyalının anne ve babasının ise burada doğmuş olmasına karşın NSW, Victoria ve Batı Avustralya’da yaşayanlardan anne ve babasından en az birisinin yurt dışı doğumlu olduğu ortaya çıkmış.
Bu kadar geniş ve bir çok detayları içeren nüfus sayımının, Avustralya gibi göçmen toplumlardan oluşan ve tüm dünyadan insanları kucaklayan ırk, kültür ve din ayırımı yapmayan bir politika izleyen ülkenin, bu politikaları daha da geliştirmesi, değerlendirme yapması ve daha verimli hizmet sunarak, özellikle kırsal alanlar ve küçük nüfus grupları hakkında da geniş kapsamlı bilgi sağlaması açısından ne kadar önem arz ettiği ortada. Onun için 1900’lü yılların başından günümüze kadar düzenli bir şekilde yapılan nüfus sayımının ülkenin özellikle göçmen poltikası ile ilgili alacağı kararlar da ne kadar etkisinin olduğunu görebiliyoruz. Sadece ABS’in yaptığı araştırmayla da yetinilmiyor. Hatta bunun ile ilgili üniversiteler, vakıflar ve özel anket şirketleri tarafından da ülkedeki demografik yapının seyri ile ilgili araştırmalar yapılarak, sonuçları kamuoyu ile paylaşılıyor. Bunlarla ilgili ortaya çıkan çarpıcı sonuçlar ise yanlış bilinen veya endişe duyulan bazı konuları da izale ediyor.
Mesela Kültürlerarası Diyalog Merkezi’nin (Affinity) düzenlediği “Zor zamanlarda hoşgörü ve uyum” konulu konferansta konuşan Avustralya İnsan Hakları Komisyonu Irk Ayrımcılığından Sorumlu Üyesi Dr. Tim Soutphommasane, hoşgörü ve uyuma yönelik tehditlere karşı olduğunu söyledi. Buranın, dünyada çok kültürlülük konusunda başarı örneği olarak kalmaya devam ettiğini, ülkede toplumun büyük çoğunluğunun çok kültürlülüğü faydalı gördüğünü, göçmenlik konusunda ise şimdiki rakamların ülke için yeterli olduğuna inandığını, Scanlon Vakfı’nın sosyal uyum ile ilgili yaptığı istatistiki rakamlarla açıkladı. Vakfın, anket çalışmasına cevap veren katılımcıların yüzde 83’ü çok kültürlülüğün ülkeye kazanımlarının iyi olduğunu düşünüyor. Buna ek olarak ise, nüfusun yaklaşık üçte ikisi, göçmen sayısının yeterli veya halen çok az olduğuna inanıyor.
Avustralya ile ilgili istatistiki bilgilerin önemini, zaman zaman Avrupa ülkelerine karşı bir tehdit unsuru gibi de kullanılan, Türkiye’de yaşayan Suriyeli göçmenlerin durumuna dikkat çekmek için sıralamış oldum.
Türkiye’de en son Suriyeliler ile ilgili araştırma, Hacettepe Üniversitesi tarafından 3 yıl önce yapılmış. Bu araştırmanın verilerinin ürkütücü sonuçlarından dolayı da Türkiye’de mülteciler ile ilgili araştırma yapmak yasaklanmış. Herhangi bir araştırma yapabilmek için İçişleri Bakanlığı’ndan izin almak gerekiyormuş. Ben de bunları Halk TV’de, Can Ataklı’nın sunduğu ‘Yazı İşleri’ programına katılan bir gazetecinin açıklamalarından öğrendim.

Evet araştırma yapılamadığı için şu anda Suriyeliler de dâhil, Türkiye’de yaşayan mülteci sayısının ne kadar olduğu tam olarak bilinmiyor. Ama asıl endişe duyulan konu ise; Suriyeli nüfusun çok hızlı bir şekilde artması ve 4 milyonu geçtiği tahmin edilen bu insanlarla ilgili ileriye dönük olarak en ufak bir plan veya projenin olmaması. Ülkesinde yaşayan en küçük nüfus grupları ile ilgili istatistiki bilgileri elde edip, onlara nasıl daha iyi hizmet götürebilirim diye düşünen bir Avustralya ile nüfusu 4 milyonu geçen Suriyeli mültecilerin durumunu açıklamaktan dahi çekinen bir Türkiye. Varın aradaki kıstası siz hesap edin.  z.polat@zamanaustralia.com.au

Meclis Başkanı Atkinson: IFLC programı, paylaşmayı nasıl kucakladığımızı gösteriyor

http://www.zamanaustralia.com/2017/05/meclis-baskani-atkinson-iflc-paylasmayi-nasil-kucakladigimizi-gosteriyor

Meclis Başkanı Atkinson: IFLC programı, paylaşmayı nasıl kucakladığımızı gösteriyor


Zafer Polat- MELBOURNE

Avustralya'nın Victoria Eyalet Meclis Başkanı Atkinson;“Dünyanın farklı ülkelerinden gelen öğrenciler bizlere çeşitliliklerini, kültür ve geleneklerinden örnekler sergiledikleri için çok teşekkürler. IFLC programı, bize birlikte çalıştığımız zaman birbirimizi daha iyi tanıma ve paylaşmayı nasıl kucakladığımızı gösteriyor ”dedi.

Uluslararası Dil ve Kültür Festivali (IFLC) Avustralya’da başta olmak üzere, dünyanın çeşitli ülkelerinde ses getirmeye devam ediyor. Geçen hafta Avustralya ve Fransa’da yapılan 15. Dil ve Kültür Festivali, dün Romanya’da gerçekleşti. Geçen yıl Sydney’de bu yıl ise Melbourne’ün ev sahipliğinde gerçekleşen festivalin Avustralya‘daki ayağında, yankıları sürüyor. 3 bin kişinin katıldığı programda zaman zaman duygusal anlar yaşanırken, Avustralyalı yetkililer ise lFLC'nin Melbourne programına tam not verdi. Melbourne Kongre ve Sergi Merkezi'nde yapılan programa gösterilen ilgi ve destek, organizasyon heyetini sevindirdi. Programa katılan ve duygularını dile getiren Victoria Eyaleti Parlamentosu Meclis Başkanı Bruce Atkinson, bir kez daha programın önemini vurguladı. 
SIRIUS, EĞİTİMİN YANISIRA 20 YIL EVRENSEL DEĞERLERİ DE ÖĞRETTİ
Atkinson, öğrencilere teşekkür ederek; “Dünyanın farklı ülkelerinden gelen öğrenciler, bizlere çeşitliliklerini, kültür ve geleneklerinden örnekler sergiledikleri için çok teşekkürler. IFLC programı, bize birlikte çalıştığımız zaman birbirimizi daha iyi tanıma ve paylaşmayı nasıl kucakladığımızı gösteriyor. 20 yıldan beri Eyalette eğitim hizmeti veren Sirius Koleji'ni kutluyorum. Kolej bu 20 yılda gençleri ileriye götürmek, onları geliştirmek ve onlara evrensel insani değerleri de vermek için çalıştı ve öğretti. Bu gece yeteneklerini sunan tüm çocuklara bravo. Onlar 2 yıl öncekinden daha iyi performans sergilediler ”dedi. Programın organizesini ise Avustralya Kültürler Arası Diyalog Merkezi (AIS) ile Sirius Eğitim Kurumları ortaklaşa yaptı. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen öğrenciler tarafından seslendirilen "Dünyanın Renkleri" isimli şarkıyla başlayan programa, ülke çapından yaklaşık 3 bin davetli katıldı. IFLC’ye ikinci kez ev sahipliği yapan ve programın organizatörü olan Sirius Koleji’nin kuruluşunun 20.yıl anma etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen program, ayrı bir anlam kazandı. 20. Kuruluş yıl dönümünü IFLC ile taçlandıran Sirius Koleji’nin böylesi uluslararası bir organizasyona ev sahipliği yapması, özellikle katılımcı davetliler tarafından takdirle karşılandı.
PROGRAMDAN GÖRÜŞLER:
David de Kretser: Victoria eski Valisi
Bu gece Afrika, Hindistan ve Endonezya'dan Avustralya'ya kadar farklı i.
bir çok grup insanı bir arada görmek harika. Bir çok farklılıklar taşıyan tek bir aileyiz. İnsanlığın harika bir şekilde takdim
Justice Rod Randall :Yargıç
Sizlere önceklikle AIS’in misyonunun bilgi, etkileşim ve işbirliği yoluyla yeni köprüler kurma olduğunu hatırlatmak isterim. Bu misyonun tam tersi ise genelleme yapmaktır. Maalesef bizler bu çağda buna şahit oluyoruz. Basının gücünün azaltılması ile yarı gerçekleri ve yanlış bilgileri kabul etmemiz isteniyor. AIS ve Sirius Koleji gibi organizasyonlar bu genelleştirmeyi ortadan kaldırıyorlar. Yaptığınız işler, özellikle çocuklarınız adına genelleme yapmadan, birbirlerini daha tanıması adına hayati önem taşıyor.
Andrew Crisp : Emniyet Müdür Yardımcısı
Kimin Erovizyon'a ihtiyacı var. IFLC öğrencileri, sizler Erovizyon’a katılanlardan daha iyisiniz. Her genç insan kendi potansiyelini gerçekleştirme hakkına sahiptir ve sizler de bu hedef doğrultusunda ilerliyorsunuzdur. Sirius Koleji'ne gidenlerin aldıkları eğitim bir harika.
Karen Percy : ABC-Gazeteci
Avustralya'da daha doğrusu dünyada herkes, sahnede olan bu renk ve çeşitliliği (IFLC) görmelidir. Burada önemli olan zengin kültürlerin bir araya gelmesi değil, büyük farklılıklara rağmen hala aynı olduğumuzun anlaşılması önemlidir. Buradaki liderler, AIS’in yaptığı gibi köprüler kurmaya çalışmalılar. Bizler bütün bağnazlık ve ırkçılık çağrılarına karşı gelmeliyiz. Barışçıl bir dünya kurmamız için buna çok ihtiyaç duyuyoruz.
ENGELLER, TÜRKÇE OLİMPİYATLARINDAN KÜLTÜR FESTİVALİNE ÇEVİRDİ
Öte yandan Avustralya’dan sonra Romanya’da gerçekleşen Uluslararası Dil ve Kültür Festivali'ne ise bu yıl 20 ülkeden 200’ü aşkın öğrenci katıldı. Bu yıl geleneksel Türk festivaliyle ortaklaşa düzenlenen etkinliğin, mutfak kültüründen, gösteri sanatlarına Bükreşlilerin çok yoğun ilgisi ile karşılandığı belirtiliyor. 20 ülkeden 200’ü aşkın öğrenci söyledikleri şarkılarla duygulara tercüman olarak, sahne gösterileriyle dostluk ve barış içinde yaşanılabileceği mesajını verdiler. Titan parkında açılan standlarda Türk yemekleri başta olmak üzere, farklı kültürlerin mutfak örnekleri görücüye çıktı. Açılan kültür standları ise, konuklara yabancı kültürleri tanıma fırsatı verdi. Bükreşliler, hafta sonunda yeni ve ilginç damak tadları ile farklı kültürleri tanımanın yanı sıra, dopdolu sahne programlarıyla hoşça vakit geçirdi. 
2003 yılında 17 ülke ile başlayan ve 11 yıl boyunca Türkiye’de coşkuyla kutlanıp karşılanan Türkçe Olimpiyatları, son üç yıldan beri, Türkiye’deki iktidarın engellemesiyle, dünyanın çeşitli merkezlerinde, Uluslararası Dil ve Kültür Festivali (IFLC) adı altında kutlanıyor. 

Friday, 19 May 2017

IFLC Avustralya’dan anlamlı mesaj: Hüzün ve sevinç birarada

http://zamanaustralia.com/2017/05/iflc-avustralyada-anlamli-mesaj-huzun-ve-sevic-birarada
2017-05-15 05:33:55


Bu yıl Avustralya’da 3.sü büyük coşku ile gerçekleştirilen 15.Uluslararası Dil ve Kültür Festivali (IFLC) Melbourne’de sona erdi. Dünyanın 13 ülkesinden gelen öğrenciler tarafından seslendirilen "Dünyanın Renkleri" isimli şarkıyla başlayan programa, yaklaşık 3 bin davetli katıldı.


Zafer Polat- MELBOURNE

Bu yıl 3.sü gerçekleştirilen Uluslararası Dil ve Kültür Festivali (IFLC) Melbourne’de çok başarılı bir organize ile sona erdi. Avustralya’nın önemli şehri Melbourne’ün en büyük kültür ve sergi salonu olan Melbourne Convention & Exhibition Centre’de gerçekleşen program, yaklaşık üç saat sürdü. Programın organizesini ise Avustralya Kültürler Arası Diyalog Merkezi (AIS) ile Sirius Eğitim Kurumları ortaklaşa yaptı. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen öğrenciler tarafından seslendirilen "Dünyanın Renkleri" isimli şarkıyla başlayan programa, ülke çapından yaklaşık 3 bin davetli katıldı. Dünyanın dört bir yanından Avustralya’ya gelen öğrenciler, devlet yetkililerinin de katıldığı programda, şarkılar söyledi, geleneksel danslar sergilediler. Programın sunuculuğunu ise Avustralyanın ünlü isimlerden George Donikian ve Manpreet Kaur Singh ikilisi yaptı.

TÜRKİYE’Yİ TEMSİLEN ÖĞRENCİLERİN OLMAMASI ÜZÜNTÜYE NEDEN OLDU

Sevinç ve hüznün bir arada yaşandığı bu yılki festivale, Amerika’dan Afrika’ya, Orta Asya’dan Balkanlara, Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar, dünyanın dört bir yanından ‘sevgi çiçekleri’ katıldı. Türkiye’de, Hizmet Hareketi’ne ait okulların, AKP iktidarı tarafından hukuksuz bir şekilde kapatılması nedeniyle, Türkiye’yi temsilen katılan öğrencilerin olmaması büyük bir üzüntüye neden oldu. Arnavutluk, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, Kazakistan, Kenya, Romanya, Rusya, Güney Afrika, Tunus, Ukrayna ve ABD’den katılan sevgi çiçekleri öğrencilerin seslendirdiği eserler, hem sevindirdi hem de hüzünlendirdi. 

SIRIUS 20.YAŞINI IFLC İLE TAÇLANDIRDI

IFLC’ye ikinci kez ev sahipliği yapan ve programın organizatörü olan Sirius Koleji’nin kuruluşunun 20.yıl anma etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen program, ayrı bir anlam kazandı. 20. Kuruluş yıl dönümünü IFLC ile taçlandıran Sirius Koleji’nin böylesi uluslararası bir organizasyona ev sahipliği yapması, özellikle katılımcı davetliler tarafından takdirle karşılandı.

PROGRAMIN BU YILKI TEMASI: MERHAMET ŞAMPİYONLARI

Öte yandan 14 Mayıs ‘Anneler Günü’ gibi anlamlı bir tarihte yapılan festivalin bu yıl ki teması, ‘Merhametin Şampiyonları’ olarak açıklandı. Uzun yıllar başarılı eğitim hizmeti veren Sirius Eğitim Kurumları tarafından organize edilen festival, dünyada çok kültürlülük politikasını en güzel şekilde ve fiilen uygulayan Avustralya’da, büyük bir ilgiyle karşılandı. Sirius Eğitim Kurumları Genel Müdürü Serdar Takımoğlu,  katılımcı tüm öğrencilere ve davetlilere teşekkür etti. Takımoğlu; “Günümüzde nefret, korku ve çatışmaya karşı bu festival, tüm insanlarla birlikte sevgi ve merhamet konusunda çalışmak için yolumuzu aydınlatıyor. Ortak değerler üzerine karşılıklı dostlukların inşa edildiği bir dünya için umudumuzu sergilemesi bakımından çok önemli” dedi.

TÜRKÇE OLİMPİYATI’NDAN KÜLTÜR FESTİVALİ’NE

2003 yılında 17 ülke ile başlayan ve 11 yıl boyunca Türkiye’de coşkuyla kutlanarak karşılanan Türkçe Olimpiyatları, son üç yıldan beri, Türkiye’deki iktidarın engellemesiyle, dünyanın çeşitli merkezlerinde, Uluslararası Dil ve Kültür Festivali (IFLC) adı altında organize edilmeye başlandı. Kültürel çeşitliliğin geleneksel yıllık kutlaması anlamına da gelen festivalde, öğrenciler sadece ana dilde değil, aynı zamanda diğer dillerde de performans sergileyerek, tüm uluslardan insanlar arasında gelişen bağlara dikkat çektiler.Üç Saat süren programın ardından düzenlenen teşekkür kokteyline, Victoria Eyalet Parlamento Meclis Başkanı Bruce Atkinson, Federal ve Eyalet Milletvekilleri, eski Victoria Valisi Prof. David de Krester, Victoria Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Andrew Cris başta olmak üzere iş, sanat ve medya dünyasından çok sayıda davetlinin katıldığı program, renkli görüntülere sahne oldu. Kokteylde konuşan Kültürler Arası Diyalog Merkezi (AIS) CEO'su, Ahmet Keskin, dünya çocuklarına katkılarından dolayı teşekkür etti. Dünya barışana dikkat çeken Keskin, bugün barış, sevgi ve beraberliği terennüm eden bu organizasyonu engellemeye çalışanlara dikkat çekerek, dünyanın ve Avustralya’nın ihtiyaç duyduğu bu atmosferi sürdüreceklerini belirtti. Keskin; “Uluslarası Dil ve Kültür Festivali bütün dünya çocuklarını bir araya getirerek, kendi kültür ve geleneklerini geniş kitlelere ulaştırmayı hedefledi. Bu festivalin farklı dil ve kültürlerin tanınması, karşılıklı saygı ve anlayışın gelişmesi için mükemmel bir fırsat olduğunu ve hiç bir kültürün diğerinden üstün olmadığını düşünüyoruz. Bu şartları hazırlayan Avustralya’nın hükümet ve devlet yetkililerine teşekkür ederim” dedi.

DEVLET KANALI SBS TELEVİZYONU PROGRAMIN TAMAMINI YAYINLAYACAK

Öte yandan Avustralya Devlet Televizyonu SBS’in, medya sponsorluğu yaptığı Dil ve Kültür Festivali'nin Melbourne programını yayınlayacak. z.polat@zamanaustralia.com.au

Avustralya vatandaşlığı hayal mi oluyor?

http://zamanaustralia.com/2017/04/avustralya-vatandasligi-hayal-mi-oluyor



Avustralya’nın hukukun üstünlüğü, özgürlük ve Demokrasiye saygı gibi kıymetli değerleriyle dünyaya örnek bir ülke olduğunu hatırlatmakta fayda var. Yani burası ‘Türk tipi demokrasiyle değil, başarılı çokkültürlülük politikası ile 200’den fazla farklı milletin, kendi değerlerini yaşattığı bir coğrafyadır.    


Zafer POLAT-ZAMAN AUSTRALIA

Federal Hükümet hafta içerisinde birer gün ara ile göçmenlik ve Avustralya Vatandaşlığı konularında önemli ve köklü değişikliklere gitti. Başbakan Malcolm Turnbull, Avustralya’daki iş olanaklarının önceliğinin vatandaşlara verilmesi ve ülkeye katkı sağlayan, tartışmalı 457 vize programının kaldırıldığını ilan ederek, vasıflı göçmen alımını sınırlandırırken, vatandaş olmak isteyenlere de kapıları tamamen kapamadı, ancak hayli zorlaştırdı. 
    
Değişiklikler arasında, vatandaşlık için daha uzun süre ikâmet zorunluluğu ve daha zor İngilizce dil standartı ile göçmenlerin ülkeye entegresi konusunda somut şartlar aranacak. Başbakanın ifadesi ile özetleyecek olursak; Avustralya’nın yeni vatandaşlık sınavının seviyesi daha da yükseltilerek, öncekinden hem daha katı olacak, hem de ülkeye yeni gelenlerin “Avustralya değerleri”ne sahip çıkması ve ulusa olan bağlılıklarını kanıtlaması gerekecek.
Anlaşılan o ki; Ellerinde Avustralya bayrakları ve Vatandaşlık belgeleri ile farklı milletlerden oluşan bir aile fotoğrafını andıran ve; [Avustralya Vatandaşı olmak için hiç bu kadar iyi bir zaman olmamıştı] şeklinde verilen, sayfa sayfa gazete ilanlarını artık göremeyeceğiz. 

Başbakan Avustralya’nın her zaman bir göç ülkesi ve başarılı bir çok kültürlülük politikasına sahip olduğu için yoluna bu şekilde devam edeceğini açıklayarak, aslında göçmenler olmadan ülkenin başarısının mümkün olmadığını bir kez daha vurgulamış oldu. Hükümetin, Avustralya’ya kimin geleceğini ve ne kadar kalacağına karar vermek durumunda olduğunu belirtiyor Başbakan. 
    
ABC’nin 7.30 programına verdiği röportajda soruları cevaplayan Malcolm Turnbull, Avustralya vatandaşlık yasalarının tekrar gözden geçirilmesinin, kendi siyasi geleceği konusundaki endişesi ile ilgisi olmadığını söyledi. Alınan bu radikal kararlara muhalefetin ve medyanın bakış açısı ise daha farklı. Ana Muhalefet Lideri Bill Shorten da, değişikliklerin vatandaşlık ile ilgili olmadığını, ancak Malcolm Turnbull’un, Tony Abbott’la olan siyasi çekişmeleri ve mücadelesinden dolayı bu türlü adımlar attığını ileri sürdü. İşçi Partisi’nin yapmayı düşündüğü ancak İktidardaki Liberal-Ulusal Koalisyon Hükümetinin gerçekleştirdiği bu yeni uygulamayı, Pouline Hanson gibi göçmen ve İslam karşıtı politikacılar da hemen sahiplendiler. Daha önce de yaptığı açıklamalar da Müslümanların Avustralya’ya göçüne karşı çıkan Hanson, Perşembe günü Başbakanın açıkladığı yeni vatandaşlık kuralları testi için “Nihayet vatandaşlık sınavıyla ilgili yaptığımız öneriler üzerine, Başbakanın harekete geçtiğini görmek güzel birşey” diye tweet attı. 
    
Avustralya’ya ilk gelenlerimiz o zamanlar da vatandaşlığa geçmenin çok kolay olmasına rağmen, hem ülkeye iki yıllığına gelmiş olduğuna kendisini şartlandırdığı için hem de toplum arasında yaygın olan vatan hainliği olur görüşü ile belli bir süre vatandaş olmayı düşünmemiş. Zamanla bu tabu kırılmaya başlayınca, ailecek vatandaş olmaya karar vermiş ve Avustralya Pasaportuna sahip olmuşlar. İyi ki de olmuşlar ve olmaya da devam ediyorlar. Bu sayede, hem Türkiye’ye gidiş gelişlerde sadece Avustralya pasaportunu kullanarak daha az masraf ediyor, hem de başka bir ülkeye çoğu zaman vize bile gerekmeden nerdeyse elini kolunu sallayarak gidebiliyor. Evet, Avustralya pasaportuna sahip olmak önemli bir ayrıcalık. Ne de olsa dünyanın ‘‘en prestijli pasaportlarından’’ birine sahipsiniz ve 169 ülkeye vizesiz girebiliyorsunuz. Bunu ancak, pasaporta sahip olup da ABD, İngiltere ve Avrupa  ülkelerine rahatça seyahat edince anlayabiliyorsunuz. Londra merkezli danışmanlık firması Henley & Partners’ın araştırma sonuçlarına göre, Alman Pasaportuna sahip olmak, nerdeyse bütün dünya ülkelerinin kapılarını size açmasıyla birinci sırada bulunuyor. İlk 10’da ise Avustralya, Kanada, Güney Kore ve Yeni Zelanda pasaportları geliyor. ABD pasaportu ise dördüncü sırada yer alıyor.
    
Siyaset ve adaleti ön plana çıkararak, hangi ülkeler hangi alanlarda gerçekten diğer ülkelerden farklıdır? Diye sıralama yapan yandaş medyanın tanınmış isimlerinden bir köşe yazarı, Avustralya’nın yeni vatandaşlık ve göç yasasına değinmiş yazısında. Adaletin kırıntısının kalmadığı AKP iktidarı ile ülkenin ne hale geldiğini maalesef göremeyen yandaş yazar, Malcolm Turnbull’un Avustralya değerleri ile ilgili sorulan soru karşısında teklediğini, doğru dürüst cevap veremediğini ve bu değerlerin sosyal medyada alay konusu olduğunu yazmış. Referandum oylamasında bile ‘evet’ oylarının fazla çıkması için yapılan hileleri ve sonuçlar ile ilgili spekülasyonları bütün dünyanın gördüğü Türkiye ile Avustralya’yı kıyaslayan iktidarın kalemşörüne, kıta ülkesinden verilecek çok anlamlı örnekler var. Hele hele günümüz Türkiyesi için... 
    
Aldığı 3 bin dolarlık hediyeden dolayı, makamını bırakan, hatta siyasi kariyerine son veren Başbakanların, yetkisi olmayan harcamalarından dolayı istifa ederek, koltuğunu bırakıp, özür dilemesini bilen onurlu politikacıların ülkesi Avustralya için ahkam keserken, bu ülkenin hukukun üstünlüğü, özgürlük ve demokrasiye saygı ile çok kültürlülük gibi kıymetli değerleriyle dünyaya örnek olduğunu hatırlatmakta fayda var. Yani burası ‘Türk tipi demokrasiyle değil, başarılı çok kültürlülük politikası ile 200’den fazla farklı milletin, kendi değerlerini rahatça yaşattığı bir coğrafyadır. z.polat@zamanaustralia.com.au