Tuesday, 27 March 2018

Tuesday, 13 March 2018

Afrin’le, oy devşirerek terörle mücadele!

BM Güvenlik Konseyi’nin kararlarına dayandırılan Harekât, nerdeyse 2 ay olacak. Temennimiz bu uluslararası meşru harekâtı, iktidarın oy devşirmesine alet etmemesi. Ancak hiçte öyle olmuyor.

Zafer POLAT


Türkiye’de iktidar partisi ve liderinin daralan ve gelecek vadetmeyen politikaları, artık tamamen seçmenin oy tercihini etkiler hale geldi. Yeni Başkanlık sistemi ile mecliste Milletvekili çoğunluğunu sağlamak (50+1) imkansız.
Onun için Erdoğan’ın “iki turlu” sistemden vazgeçip, yeniden eski sisteme gitmeyi hesapladığı da yazılıyor. 
Çünkü Erdoğan oy kaybediyor. Çünkü 2019’daki seçimler, AKP Genel Başkanı’nın ölüm kalım savaşı. Sarayı iyice düşündürüp, çileden çıkartan ve şimdiye kadar kamuoyu araştırmalarını suni şekilde gösteren anketler de artık güvenini sarsmış olmalı ki; AKP’nin, para karşılığı yaptırdığı anketleri bu nedenle yasakladı Erdoğan. Ama sandıktan istenen sonucu çıkartmak için her yol mübah AKP için. Şimdi, çareyi MHP ile kol kola girerek “Cumhur İttifakı”na bağladılar. 
Bunun da çare olmadığı ortada. İktidara olan güven, kar gibi eriyor. Düne kadar, Bahçeli için “Sen bozkurtlarla mı dolaşıyorsun? Ben bozkurtla dolaşmıyorum, ben eşrefi mahluk olan insanlarla dolaşıyorum” diyen şahıs, bugün meydanlarda Rabia’dan sonra “bozkurt” işareti yaparak ‘Cumhur İttifakı’na yürüyebiliyor. 
İkna edilemeyen siyasilere ise kıyım politikası uygulanıyor.
Cumhur İttifakı’na dahil olmayacağını ‘Ya ben deli miyim ki, böyle bir mesuliyetin altına gireyim’ diyen Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’na karşı linç girişimine ailesi üzerinden başlandı. 
Eşinin İngiltere vatandaşı olmasından dolayı, şahsına karşı İngiliz ajanı diyebilecek kadar, alçalan bir politika. 
Hem de aynı değer ve ilkeleri savunarak, birlikte yola çıktıkları bir partinin lideri için. 
İttifaka cânı gönülden bağlanan MHP kadrosu da kendileri ile birlikte hareket etmeyenleri gayri milli saydılar. 
MHP’li Arzu Erdem, “Cumhur İttifakı”nda yer almayan partiler için ağır ithamlarda bulundu. 
MEHMETÇİĞİN KANI ÜZERİNDEN SİYASET

Bir diğer oy artmasına vesile kılınan konu ise Mehmetçiğin canı ve kanı pahasına 1980’li yıllardan beri yürüttüğü terörle mücadele operasyonu oldu. AKP’nin Genel Başkanı, karşısında bir ordu olmadığı halde, Afrin Harekâtı’nı Türkiye’nin bir savaşı gibi göstererek, bu durumu özellikle kendi seçmeni arasında bir savaş atmosferi içerisindeymiş gibi yaymaya çalışıyor. 
Anadolu’yu savaş çığırtkanlığıyla kutuplaştırarak, oya devşirmek amacıyla “3 saatte Afrin’deyiz” deyip de 2 aya yakındır devam eden ve en son Cinderes’te arama faaliyetleri sırasında 1 askerin daha şehit olması ile, 43 şehit verilen (bu rakam kamuoyuna yansıyan) harekât hakkında, askerin moral ve motivasyonunu etkilemesin diye medyaya yasak getirildi. Sözcü Yazarı Yılmaz Özdil’in dediği gibi; Bu bir futbol maçı mı ki? Asker tribüne bakarak mı savaşıyor!
Barış isteyenlerin bunu gösteri, yazı ve yorumları ile dile getirmek istemesine bile izin verilmeyen dayatmacı bir politika izleniyor, Afrin Harekatı ile ilgili. Baskının haddi ve hesabı kalmadı. Annenin sokaktaki “Barış” isimli çocuğunu bile ismi ile çağıramadağı kadar “Savaş” çığırtkanlığı. Yani, Türkiye toplumunda barış taraftarı veya savaş karşıtı olmak artık yasak. 
TSK’nın, BM Sözleşmesi’nin 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkı ile BM Güvenlik Konseyi’nin 1624, 2014 ve 2178 sayılı kararlarına dayandırılan Harekât, nerdeyse 2 ay olacak. Temennimiz bu uluslararası meşru harekâtı, iktidarın oy devşirmesine alet etmemesi. Ancak hiçte öyle olmuyor. Dikta rejimi, bundan nemalanmayı adeta bir fırsat biliyor. Gencecik askerler şehit verilip, Ana’lar ağlamaya devam ederken, havuz medyasının da açıktan ifşa ettiği gibi, yüzde 33’lere kadar gerileyen AKP oylarının, Afrin Hareketı’nın başlaması ile yükseldiğini söyleyip, yazmada beis görülmüyor. Hükümete yakınlığıyla bilinen Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, Afrin’e yönelik operasyonun ‘anketlere etkisini’ kaleme alarak, “Afrin operasyonuyla devlete ve hükümete olan güven 8-9 puan arttı. Afrin, siyaseti etkilemiş gözüküyor. AK Parti’ye oy verebilirim diyenlerin oranı yüzde 55’e kadar çıktı’ diye yazdı.

Kimsecikler de bu hoyratlığa ses çıkar(a)madı.

Her ne kadar Türkiye’nin sınırlarının tehdit unsurlarından temizlenmesi ve oraları gerçek sahiplerine teslim etmeye gidiyoruz dense de; Afrin’de sivil ölümleri bu askeri harekâtın meşruluğuna gölge düşürmeye devam ediyor. Yandaş medya sürekli harekât sırasında sivil ölümlerinin olmadığını yazsa da Anadolu Ajansı, roket saldırılarında bölgede sivil konvoyun bulunduğunu kabul etti. 
İktidar, harekât ile ilgili sadece yurt içinde değil, yurt dışında da en ufak eleştiriyi hazmedemiyor. Sivil ölümleri ile ilgili kaygıları, Avustralyalı siyasetçiler de gündeme getirdi. 
Ancak bu en insani kaygıyı dile getiren İşçi Partisi Federal Milletvekili Peter Khalil, iktidar şakşakçılarının ve AKP taraftarlarının linçine uğradı. Troller, Khalil’in, parlamentoda yaptığı açıklamalarını köpürterek, ‘Türk toplumunun gözünde ‘terör destekçisi’ diye ilan etti. Khalil, gelen tepkileri anlayamadığını ve şaşkınlıkla karşıladığını söyleyerek yaptığı açıklamada: “İnsan haklarını savunmak ile Erdoğan Hükümeti’ni eleştirmeyi birbirine karıştırmamak lazım” dedi.
Şu günler de Türkiye’nin, Afrin’in merkezine doğru yaklaştığı haberleri geliyor. Ancak, hem içte hem de dışta, Afrin’in Türkiye’nin Vietnam’ı olacağı kaygısı da dile getiriliyor. Amerika’nın önde gelen Suriye uzmanı Steven Heydemann, yayınlanan röportajında şunları ifade ediyor: “Eğer Türkiye Afrin’in merkezini ele geçirmeye karar verirse bir felaket yaşanabilir”.

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen ise; “Siyasi iktidar, Afrin’de kontrollü bir gerilimin büyük bir avantaja dönüşebileceğini varsaydı. En azından milliyetçi oyları alabilme konusunda hareket etti. Afrin’e verilen destekte, geçici bir durum var ve ters tepme ihtimali de yüksek. Yani bir süre sonra asker cenazeleri arttığında, bir şehir çatışması tablosu ortaya çıktığında bu tablo tersine dönebilir” diyerek kaygılarını dile getirdi. Dileğimiz, daha fazla can kaybı yaşanmadan harekâtın bir an sonlanması. Anadolu insanın, canı ve malının siyasetin kirli  çıkarlarına alenen alet edildiği böyle bir dönemi yaşatanlar, bu vebalin altından kalkamazlar. z.polat@zamanustralia.com.au

Monday, 5 March 2018

Amity Koleji, 2017 mezunlarının başarılarını kutladı




Amity Koleji, üniversite giriş sınavlarında (HSC) yüksek puan alan öğrencilerin başarılarını ödüllerle taçlandırdı. Eğitim hayatında 21 yılı geride bırakan ‘Amity Eğitim Kurumları’ HSC’de yüksek derece alan öğrencilerini ödül töreninde bir araya getirdi.

2017 mezunları ve aileleri ile bu yıl mezun olacak 12.Sınıf öğrencilerinin katıldığı törende, 80 ve üzeri puan alan öğrencilere çeşitli hediye ve ödüller verildi. 2017 HSC sınavlarında okuldan mezun olan 22 öğrenci 90 ve üzeri puan alırken, Türkçe dersinde Eyalet birincisi, ikincisi, dördüncü ve beşincisi Amity’den çıkmıştı. Bu arada okul öğrencilerinden Adna Mahmutovic 99.60, Luna Hattom 97.70, Mohamad Kazal 97.50, Mustapha Dannaouı 97.30 ve Samrah Khan 97.10 ATAR puanı alarak, Amity Koleji’nin HSC’de ‘en yüksek’ puan alan öğrencileri oldular.Törende öğrencilere hitap eden Amity Eğitim Kurumları Genel Müdürü Deniz Erdoğan, elde edilen başarıdan dolayı öğrenci ve öğretmenleri tebrik etti. Erdoğan; ‘‘Sizleri, zorlu çalışmanız ve özverinizin sonucunda almış olduğunuz seçkin ATAR sonuçlarınızdan dolayı tebrik ederim. Sizlerin uzun yıllar boyunca Amity'de kurmuş olduğunuz dostluk ve arkadaşlıklarınızın kalıcı olacağını ve bunun çok önemli olduğunu hatırlatmak istiyorum. Artık liseden mezun oldunuz ve üniversite eğitimi ile kendi hayatınızı yaşamaya başlayacaksınız. Artık kimse geçmişi değiştiremez. Ancak hep beraber geleceği şekillendirebiliriz. Artık, hayatınızdaki hedeflerinizi gerçekleştirmek için önünüzde çok önemli ve yeni fırsatlar var. Her mücadele sizi güçlendirecek ve bir sonraki mücadeleye hazırlayacaktır. Sizi üniversite ya da TAFE mezunları ya da esnaf olarak toplumumuzda başarılı bireyler olarak görmeyi çok isteriz. Hangi branş, meslek veya işte olursanız olun, toplumunuza değerli katkılar da bulunduğunuzu görmeyi gerçekten çok isterim. Unutmayın, insanlığı kucaklamak ve yaptığınız her şeyde mükemmel olabilmek için çok çalışmalısınız. Sizi toplumda başarılı bireyler olarak görmek istiyoruz’’ dedi.

Her zaman AMITY’i en güzel şekilde temsil edin

Öğrencilere birbirlerinden haberdar olmaları için mezunlar için düzenlenen etkinlikleri kaçırmamalarını tavsiye eden Erdoğan, sözlerini, ‘Muazzam çabalarından ötürü özellikle 12. Sınıf öğretmenlerinize ve büyük bir fedakârlık ile 12 yıl boyunca sizlerden desteğini esirgemeyen ailelerinize teşekkür ederim. Ne yaparsanız yapın ve nerede olursanız olun, lütfen Amity Koleji'ni mümkün olan en iyi görgü kurallarıyla temsil etmeyi unutmayın. Bir kez daha hepinizi tebrik ediyorum” diyerek tamamladı.

Programda ayrıca geçen yılın en başarılı öğrencisi olan Adna Mahmutovic, 12’inci sınıflara yönelik bir konuşma yaparak, HSC'de başarıya ulaşmanın çok zor olmadığını söyledi. Konuşmalardan sonra öğrencilere aldıkları puan türüne göre, tablet ve hediye kartları ile para ödülü verilirken, Galaxy Vakfı CEO’su Murat Yanık tarafından da en yüksek puan alan Adna Mahmutovic’e hediyelerinin yanısıra ayrıca ödül olarak 4 bin 500 dolarlık çek takdim etti.  Zafer Polat-SYDNEY

Saturday, 3 March 2018

Avustralyalı Başbakan: Erdoğan’ın teröründen kaçanlar suda boğuluyor, bunu Avustralya’ya duyurmalıyız.

NSW Eyaleti eski Başbakanı Unsworth, Hizmet Hareketi ve çalışmalarının bir zamanlar Bosna Hersek’te yaşanan dramların yardımına koştuğunu, bunu birkaç yıl önce Sydney’de ‘Love is a Verp’ isimli belgeselde izlediğini ve çok etkilendiğini söyledi. 
Sydney’in tarihi mekânlarından Customs House’da gerçekleştirilen açılış programına NSW Eyaleti’nin 36. Başbakanı Barry Unsworth katıldı. Yaptığı konuşmada Hizmet Hareketi’nden övgüyle söz eden Unsworth ‘Fethullah Gülen’in, sevgi ve hoşgörü kitabında bahsettiği öğretilerin Avustralya toplumuna ve bu ülkede birlikte yaşadığımız herkese ulaşmasının sağlanması gerekiyor.’ diye konuştu.

ZAFER POLAT - SYDNEY


Başta Türkiye’de olmak üzere AKP iktidarının mağduriyetine uğrayanların sesleri olma adına Sydney’de kurulan Advocates For Dignity  (Onur Savunucuları) Derneği’nin açılışı yapıldı. Programda bir konuşma yapan NSW Eyaleti eski Başbakanı Barry Unsworth, Erdoğan’ı ve rejimini sert bir dille eleştirerek, mağdurlara sahip çıktı. AKP iktidarının, Hizmet Hareketi mensuplarına yönelik sürdürdüğü zulüm ve baskıların şiddetine dikkat çekti. 
ŞİMDİ MAĞDURLARA YARDIM ZAMANI
Başbakan Unsworth; “Şunu söylemek istiyorum, Türkiye’de meydana gelen olaylar ve bunların etkileri bize yansıtıldı. Yardıma ihtiyaç duyan insanlara karşı yardım etme sorumluluğumuz hatırlatıldı. Yaşanan ciddi sorunları anlamamız ve yapmamız gereken şeyler adına bizler için büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Erdoğan hükümetinin teröründen kurtulmaya çalışan insanların sularda boğulduğunu duyduğumuzda, bu mesajın Avustralyalılar arasında yayılmasına ve burada bizim toplumumuzun da, ihtiyaç sahibi insanların varlığından haberdar edilmesi ve dikkat çekilmesi gerekiyor. Bu insanların yardıma ihtiyaçları var, hem de şimdi.” dedi.
AFD ORGANİZATÖRLERİNE TEŞEKKÜR BORÇLUYUZ
Unsworth, bundan yıllar önce Çekoslovakya, Vietnam ve Lübnan’daki kargaşalardan kaçarak Avustralya’ya sığınanlar gibi, bugün benzer dramın Türkiye için geçerli olduğunu söyledi. Türkiye’de yaşanan olaylarla ilgili bilgi verenlere teşekkür ediyorum. Sanırım bu gece bizi buraya getirip, Hizmet Hareketi’nin çalışmalarını takdir etme imkânı sağlayan bu harika konuşmacılara ve Advocates For Dignity organizatörlerine hepimiz teşekkür borçluyuz. Onlara teşekkür için alkış rica ediyorum” dedi. 
-Hizmet Hareketi ve gönüllülerine karşı girişilen soykırım, işkence ve mağduriyetleri anlatan mini fotoğraf sergisinin de yer aldığı açılış programı, üst düzey davetlilerin katılımı ile Sydney’in tarihi mekânlarından Customs House’da gerçekleştirildi. Program Advocates For Dignity Başkanı Mehmet Saral’ın konuşması ile başladı. Erdoğan rejiminden kaçan insanların bu kaçış sürecinde yaşadıkları dramlardan örnekler veren Saral, 50 bin kişinin hukuksuz şekilde hapse atıldığını, 10 binden fazla insanın ise her türlü zorluğu göze alarak, yurtdışına çıktığını söyledi. 
HER TÜRLÜ ZULMÜ GÖZE ALARAK, ÜLKEYİ TERK EDİYORLAR
Açılış törenine, NSW Eyaleti’nin 36. Başbakanı Barry Unsworth’un konuşması damgasını vurdu. Barry Unsworth, “Birkaç yıl önce, burada Love is a Verp isimli belgeseli izleme imkânım oldu. O gece Hizmet’in neler yaptığı ve ne anlama geldiği anlatıldı. Bu benim için çok önemliydi. Çünkü o belgeselde Bosna Hersek’te Hizmet’ten bahsediliyordu. Hizmet Hareketi mensuplarının Bosna Hersek’te ihtiyacı olan insanlara yardım etmek için orada çalışan insanları görmem çok etkiledi beni. Film bana, dünyanın pek çok ülkesinde Hizmet’in ve Gülen’in etkisini göstermiş oldu. Savaştan önce Saraybosna’da bulundum. Fakat orada üç ayrı inancı içeren çalkantı çok korkunçtu. Şimdi de Suriye’de korkunç olaylar yaşanıyor. Advocates For Diginity gibi organizasyonların, Fethullah Gülen’in, sevgi ve hoşgörü kitabında bahsettiği öğretileri Avustralya toplumuna ve bu ülkede birlikte yaşadığımız herkese ulaşmasını sağlaması gerekiyor. Gerçekten eğer bu ülkede hep birlikte yaşayacaksak, hepimizin çok kültürlü bir toplumu kabullenmesi ve bu toplumun çeşitliliğini takdir etmesi gerekiyor.” dedi. 
ERDOĞAN BURAYA GELDİĞİNDE KARŞILAMADA ADAM BULMADA ZORLANILDI
Unsworth konuşmasını şöyle sürdürdü; “Bu gece duyduğum şeyler, oldukça açık bir şekilde Türkiye’de ihtiyaç sahibi çok sayıda insan olduğunu gösteriyor. En son beş yıl önce Türkiye’de bulundum. Ve o sırada Erdoğan yönetiminden memnun olmayan insanlar vardı. Taksim meydanında gösteriler düzenliyorlardı. Anadolu’da bulunduğum zaman orada konuştuğum insanlar, gösteri yapmaya gidiyorlardı. 2005’te Tayyip Erdoğan, Başbakan olarak buraya geldi. Onu karşılamada insan bulmakta zorlandılar ki, beni de delegasyona dâhil ettiler. Erdoğan ve kabinesini böylece yakından görme fırsatım oldu. Ona yakın duranlar daha dindar, uzak duranlar ise daha laikti. Bugün muhtemelen etrafında bile bulunmuyor, o zaman uzağında bulunanlar. Ancak Erdoğan’ın tutumundan, etrafını dikkate almayan birisi olduğunu görebiliyordum. Ve şu anda kendi toplumundaki insanlara çektirdikleri buna kanıt olmuş oldu.” dedi.
ÜLKESİNDEKİ KARGAŞADAN KAÇANLARA AVUSTRALYA KUCAK AÇTI
Gecede bulunanların içinde ‘en yaşlı’ kendisinin olduğunu söyleyen Unsworth; “Galiba burada en yaşlı insanlardan biriyim. 84 yaşındayım. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Anglo-Celtic toplumundan çok kültürlü bir topluma dönüşmesine ve yaklaşık 30 yıl önce bu eyaletin Etnik İşler Bakanı olarak, görev yapma şansına sahip oldum. Bu yüzden bugün Avustaralya toplumunu oluşturan çeşitli topluluklarla bir çok beraberliğimiz oldu. Bu ülkede yeni hayat kurmak isteyen Letonya, Litvanya, Estonya’lılar daha sonra Macaristan, Çekoslovakya, Vietnam ve Lübnan’daki diğer ülkelerdeki kargaşa sonucu Avustralya’ya yerleşmek için göçmen olarak geldiler. Kabul gördüler ve bugün Avustralya toplumunun önemli bir bölümünü oluşturuyorlar.” dedi.