Tuesday, 29 May 2018

Hizmet Gönüllüleri ve çektirilen acıları duyurabilmek!

http://www.zamanaustralia.com/zafer-polat/2018/05/hizmet-gonulluleri-ve-cektirilen-acilari-duyurabilmek

Zafer POLAT

SBS Haber Kanalı geçtiğimiz günlerde IŞİD’in esiri olan Yezidi bir annenin dramatik hayatını gündeme getirdi. Irak’ın kuzeyinde IŞID kontrolünde bulunan bölgede köle pazarında 45 ABD dolarına satılan, gerçek kimliği açıklanmayan ve Delal ismini kullanan 31 yaşındaki kadın, şimdi Avustralya’da yeniden hayata tutunmaya çalışıyor. Dört çocuklu anne, son çocuğunu Rakka’da IŞİD’ın kontolündeki cezaevinde dünyaya getirmek zorunda kalmış. Hamile iken kocasından ayrı düşen Delal eşi dahil akrabalarının 40’tan fazlasının nerede olduğunu bile bilmiyor. IŞİD’in elinde tutsak iken, sağ kurtulacağı umudunu da kaybetmiş. 

İçişleri Bakanı Peter Dutton da SBS News’e, gündeme getirdiği bu hazin hikaye üzerine, Avustralya’nın Irak’ta ve Suriye’de hâlâ IŞİD’in elinde esir tutulan Yezidilere yardım etmek istediğini söyledi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Sincar’da meydana gelen olayları soykırım olarak adlandırması ve gelecekte yapılacak yargılamalar için kanıt toplaması için bağımsız bir heyet oluşturması üzerine Bakan Dutton da, hem Delal’ın yakınlarının Avustralya’ya getirilmesi konusunda, hem de soykırım araştırmaları ile ilgili üzerine düşeni yapacağını ve Federal Polisin bu heyet içerisinde görev alabileceğini söyledi. Gerçekten inanılmaz derecede korkunç ve bu yüzden Avustralya’nın bu insanlara destek sağlama görevini üstlendiğini ifade eden Bakan, IŞİD zulmünün dünyada bir benzeri daha olmadığını söyleyip, örgütü barbar hayvanlar olarak niteledi. Ben de diyorum ki, var Sayın Peter Dutton var. Adına soykırım, zulüm, işkence, zalimlik ne diyecekseniz, diyebileceğiniz IŞİD benzeri bir muamele, şu anda Türkiye’deki cezaevlerinde de var. Hem de IŞİD’in yaptığının daha fazlasıyla…

Dünyanın neresinde olursa olsun ve kimden gelirse gelsin, insanlara yapılan zulüm kabul edilemez. Renginden, dilinden, kültüründen, yaşayışından dolayı özgürlüğü elinden alınamaz. Din veya mezhep farklılığından dolayı IŞİD’in elinde insanlık dışı muamelelere maruz kalan Yezidi kadınların çektiğinden daha fazlası şimdi Türkiye’de, Hizmet Hareketi gönüllülerine yapılıyor. 15 Temmuz darbe tiyatrosundan sonra zalimiliği tescillenmiş bir diktatörün emri ile ülke adeta yarı açık cezaevi haline geldi. Hizmet Hareketi mensuplarına yönelik bitmek bilmeyen cadı avında şimdiye kadar kamu ve özel sektörde 150 bin civarında insan işten atıldı. Yaklaşık 50 bin kişi ise cezaevine gönderildi. 17 bin kadın 705 bebeği ile demir parmaklıklar arasında yaşamaya mahkum edildi. Bütün demokrasilerde ve dinlerde suçu delilleri ile ispat edilmiş olsa bile bir kadının hamileyse veya yeni doğmuş bebeği varsa cezası ertelenir. Tarihte hiç bir zaman loğusa bir kadın, bebeği ile hapse atılmamış. Günümüzün Türkiyesi’nde bu kötülük ancak Erdoğan rejimine nasip oldu. Zalimin zulmünü alkışlamayan, büyük bir cesaretlilik ve açık sözlülükle bu konuyu gündeme getiren ünlü sinema sanatçısı İlyas Salman’ın attığı şu tweet, ne kadar da mânidar ‘Bazı cemaatler, “Dinsizlere karşı ve başörtüsü için Erdoğan’ı destekleyeceğiz” demiş. Oysa, Erdoğan’ın hapse attığı ‘başörtülü bacı’ sayısı 17 bin ve 700 de bebek. Dünyada hiçbir ‘dinsiz ve kafir’ bu kadarını yapmamış.

Zulümden kaçarken Meriç’in ya da Ege’nin azgın sularında, kucaklarında bebekleri ile hayatını kaybeden ve cesetlerine bile ulaşılamayan masum insanlar…O kadar fazla haksızlık, zulüm ve insanlık dışı muamelelere maruz kalan Cemaat mensubu var ki, hangisini yazalım. Daha geçenlerde Olağanüstü Hal (OHAL) ile çıkarılan KHK’yla işinden ihraç edilen ve Almanya’da oturum alan eşine kavuşmak için kaçak yollarla Meriç’i geçerek 3, 7 ve 10 yaşlarındaki çocukları ile Atina’da yaşamaya başlayan Esma Uludağ’ın, felç ve kalp krizi sonucu hayatını kaybetmesi, yüreklerimizi dağladı. Yunanistan’da, Almanya’da başvurusu kabul olan eşini ve aile birleşimi işlemlerinin tamamlanmasını bekleyen Esma Uludağ’ın yaşadığı acılara, kalbinin daha fazla dayanamadığının haberini ise sessiz yığınlara inat, Yunanistan’ın saygın ve köklü gazetesi To Vima geniş yer vererek yayınladı. 

Şimdi yaklaşan seçimler dolayısı ile artık tükenmişliğini ilan eder gibi 2002’deki seçim vaatlerinin benzerini 2018 vaatleri diye topluma empoze etmeye çalışan iktidar, yukarıda saydığımız insanlık dışı muameleler, sanki hiç yaşanmamış gibi, her şey güllük güllistanlıkmış gibi 24 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye’yi ekonomide olduğu gibi demokrasi liginde de sınıf atlatacakmış. AK Parti iktidara geldiği günden beri Türkiye’de hakları ve özgürlükleri gerçek an
lamda tesis eden, standartlarını sürekli yükselten partidir’ deniliyor bu seçim beyannamesinde. Zalimlikte sınır tanımayan bir anlayışla mı? Yoksa ABD Doları karşısında yüzde 25 değer kaybına uğrayan, Arjantin Pesosu’nun ardından TL’yi Dolara karşı en kötü performans gösteren para birimi haline getirerek, 453 milyar dolar dış borçla ekonomisini dibe vurduran becerisizlikleriyle mi demokrasiye sınıf atlatacaklar.

Yezidilere yapılan zulüm Avustralya’nın en büyük ikinci haber kanalı tarafından gündeme getirildi ve İçişleri Bakanı da bu insanlara yardımcı olmak için harekete geçtiğini söyledi. Bu atılan adım, çok olumlu ve sevindirici bir gelişme olmasının yanında, bürokrat ve parlamenterlerin, Türkiye’de cezaevlerinde yaşanan insanlıkdışı trajediyi öğrenmeleri ve gündemlerine almaları için Hizmet Gönüllüleri’ne yaşadıkları ülkelerde büyük iş ve sorumluluk düştüğünü bir kez daha hatırlatması açısından da önemli ve somut bir örnek. z.polat@zamanaustralia.com.au  

Tuesday, 15 May 2018

Diktatörler seçimle gi(tmezler)derler!



  Türkiye, tarihinin en kritik seçimine giderken, bu arada komşu ve yakın birkaç ülkede de kritik seçimler yapıldı.  Komşu, Ermenistan ve Irak’ta… Lübnan ve Malezya’da… 
    Bu ülkeler arasında iktidardaki hükümet açısından neredeyse tıpa, tıp paralellik gösteren Malezya’ya dikkat çekmek istiyorum. Aynı zamanda Pasifikte ki en yakın komşusu olması açısından, Avustralya için de bu seçimler büyük önem taşıyordu ve ülkede yakından takip edildi. 
ABC haber kanalı program yapımcısı Linton Besser ve kameraman Louie Eroğlu’nun, bir kaç yıl önce Malezya Başbakanı Najib Razak’a sorduğu soru hâlâ zihnimizdeki tazeliğini koruyor. İki ülkeyi siyasi krize götüren muhabir Linton Besser’in, Razak’ın bankadaki milyon dolarları ile ilgili sorusu, iki muhabirin önce tutuklanması, daha sonra da ülkeden gönderilmeleriyle sonuçlanmıştı. 
    Malezya’da yeni yapılan seçimlerle, Razak’ın diktatörlüğü sona erdi. Sandık yenilgisini geçen hafta ‘halkın tercihi’ diyerek kabul eden Najib Razak ile ilgili  Avustralyalı gazeteci Linton Besser’in, sorduğu sorunun ne kadar can alıcı ve haklı olduğu gerçeği de bu şekilde bir kez daha ortaya çıkmış oldu. 
2016 yılında aynı konu ile ilgili yazdığım köşe yazısından kısa bir özeti paylaşmak istiyorum:  “ABC Televizyonu Four Corners program yapımcısı Linton Besser ve kameraman Louie Eroğlu, Malezya Başbakanı Najib Razak’a, sordukları yolsuzluk sorusu yüzünden, önce gözaltına alınıp tutuklandı, daha sonra da sınırdışı edildiler. Her ne kadar iki medya mensubunun tutuklanmasını Malezya Hükümeti, Başbakan için konulan güvenlik sınırının ihlal edilmesine bağlasa da, asıl sebebin Linton Besser’in Razak’a, ‘Banka hesabınızdaki milyon dolarları nasıl açıklayacaksınız’? Şeklindeki sorusudan dolayı yapıldığı, kamera görüntülerinde de görüleceği gibi çok aşikardı”. 
    Evet, Razak şimdi ülkesi için devrik bir lider. 
    Şimdiler de, kaçacak ülke arayan 21. yüzyılın bu diktatörü, Hizmet Gönüllüleri’nin de, ülkesindeki eğitimcileri, aynı anlayışa sahip mevkidaşının isteği üzerine mafyatik usullerle Türkiye’ye gönderen kişi olarak unutulmayacaktır. Kendisi ve ailesi dışında kimseye değer vermeyen, Razak ve onlar gibi diğer diktatörlerin, iktidarlıkları yerle bir olduğunda nasıl da kaçacak ülke aradıkları görülüyor. 
     Malezya, Razak’ın yolsuzluklarını ortaya çıkarma da kararlı. Hem de zamanında kendisini yargılamak isteyen, yargı mensupları tarafından.
İktidarı kaybeden eski Başbakan Razak’ın, seçimlerin ardından yaşanan hükümet değişikliği sonrası, hakkında başlatılabilecek olası bir yolsuzluk soruşturmasından kaçmak için ülkeyi terk edeceğine dair şüpheler bulunması nedeniyle, yeni hükümet ani bir kararla Razak ve eşine, yurt dışına çıkış yasağı getirdi. Malezya Göçmen Bakanlığı, hakkındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle, Razak ve eşine tedbiren yurt dışına seyahat yasağı getirildiğini açıkladı.
Bu seçimlerde ülkenin, Razak’ı deviren yeni başbakanı 92 yaşındaki Mahathir Muhammed, dünyanın ‘en yaşlı lideri’ özelliğiyle siyaset tarihine geçti. Yaşlı liderin öncülüğündeki muhalefet partileri koalisyonu Pakatan Harapan (Umut İttifakı) mecliste 122 sandalye kazanarak seçimden galip çıktı. Aslında, eski ve yeni liderin partisi aynı gelenekten geliyor. Barisan National (Ulusal Cephe) koalisyonu ülkede 60 yıldır kesintisiz iktidar olabilmiş. 
Mahathir Muhammed’i, 1981-2003 yılları arasında 22 yıl ve daha sonraki Najib Razak’ı, 3 dönem başbakan yapan da yine aynı parti. 92 yaşında yeniden başbakanlık koltuğuna oturan Mahathir Muhammed’i, iktidara getiren parti ise, Umut İttifakı oldu. Malezya halkının sevdiği, ülkenin en uzun soluklu yöneticisi olan tecrübeli siyasetçi Mahathir’in, Razak’ın kurduğu Kuala Lumpur Kalkınma Ajansı 1MDB’ye ait usulsüzlükleri ortaya çıkarmak için muhalefet partileri ile ortaklığa gittiği ve hatta göreve geldikten kısa bir süre sonra koltuğu devredeceği bile söyleniyor. Mahathir, yaklaşık 700 milyon doları şahsi hesabına aktarmakla hakkında soruşturma yürütülen Razak ile ilgili olarak bir cadı avı yapmayacağını ancak, kurucusu olduğu fonla ilgili usulsüzlüklerde rolü bulunduğunun ortaya çıkması halinde hakim karşısına çıkarılabileceğini söylemişti. Mahathir, Cuma günü yapılan yemin töreninden sonra düzenlediği basın toplantısında, adalet ve demokrasi vugusu yaparak, finans çevrelerine güvence verdi ve ekonomiyi istikrara kavuşturma ile, 1MDB devlet fonundan yolsuzlukla kaybedilen milyarlarca doların iadesine öncelik vereceğini söyledi. 
        AVUSTRALYA MALEZYA HALKINI TEBRİK ETTİ 
Malezya’daki hükümet değişikliği Avustralya’yı da memnun etti. Bölgedeki en yakın komşusu ve en büyük 10. ticaret ortağı olan Malezya’daki seçimleri, Dış İşleri Bakanı Julie Bishop yaptığı açıklamada; “Barışçıl ve anayasaya uygun bir seçim” oldu diyerek değerlendirdi. Bishop, Malezya halkını barışçıl bir şekilde ve demokratik haklarını kullanarak oylarını kullandıkları için tebrik ediyoruz.” dedi. 
Umarız, Avustralya’nın aynı değerlendirmesi sandık hilerinin konuşulduğu ve Erdoğan’ın kaybetmesi halinde seçimlerin tekrarlanacağının bile sinyallerinin verildiği, 24 Haziran’da sandığa gidecek olan Türkiye için de yapılır. 
        Aslında 92 yaşındaki Dr. Mahathir Muhammed’in yaptığı gibi; ülke insanı ve geleceği için yapılacak bir ortaklık, bütün dünya da diktatörlükle yönetilen ülkeler için çok güzel bir örnek. Çünkü bu somut gelişme; “Diktatörler seçimle gitmezler” genel anlayışını değiştirerek, demokrasiye güveni artırdı. z.polat@zamanaustralia.com.au