Sunday, 5 March 2017

Trump’ın izinden giden Avustralyalı siyasetçiler... http://www.zamanaustralia.com/zafer-polat/2017/02/trumpin-izinden-giden-avustralyali-siyasetciler

Trump’ın izinden giden Avustralyalı siyasetçiler...

Zafer Polat

Avustralya gibi farklı kültürlerin birbirleri ile uyum içerisinde huzurlu bir şekilde yaşayabildiği, çok kültürlülüğü başarı ile uygulayan ülkelerde siyasiler, toplum huzurunda ve basın karşısında yapacakları konuşmalara azami hassasiyet gösterirler. Toplumun hiç bir kesimini ayrıştırmayan, hakaret etmeyen hep birleştirici ifadeler kullanmaya çalışır.

HAFTASONU Başkent Canberra’da yapılan ve binlerce kişinin katıldığı Avustralya’nın en büyük Çok kültürlülük Festivali ile ilgili bir basın bildirisi yayınlayan Sosyal Hizmetler ve Çok kültürlülük Bakan Yardımcısı Senatör Zed Seselja, festivalin ülkenin kültürel çeşitliliğinin tanınmış bir kutlaması haline geldiğini söyledi. ACT (Australian Capital Territory) Senatörü ve Bakan Yardımcısı Seselja, Hırvatistan’dan gelen kendi ailesi de dahil, dünyanın dört bir yanından, Avustralya’yı yeni vatanı ve kendi evi yapmak için 7,5 milyondan fazla insanın geldiğini söyleyerek, kullandığı şu birleştirici ifadeleri, toplumu ayrıştırıp, farklı katmanlara bölmek isteyenlere karşı, tokat gibi bir cevap; “Bugün, yüzde 45’i ya da ebeveynlerden en az birinin başka bir ülkede doğmuş olan en çeşitli, müreffeh ve uyumlu uluslardan biriyiz. Avustralya’nın benzersiz kimliğini oluşturan çok çeşitli bir kültürümüz var. Kültürel çeşitliliğimiz, büyük bir sosyal ve ekonomik güç kaynağı ve Avustralya’yı yaşamak için mükemmel bir yer haline getiriyor.”
 
21 Mart’ta ülke çapında kutlanacak ‘Harmoni Günü’ kutlamaları dolayısıyla buna benzer ifadeleri daha da çok duyacağız herhalde.
 
Ancak bu kadar kültür çeşitliliğine sahip ülkemizde, söylemlerine ve hedefine Müslümanları alarak, Amerika’nın yeni Başkanı Trump’ı ve 20 yıldır fikrini değiştirmeyen Pauline Hanson’ı destekleyen politikacılarımız da yok değil. ABC’nin çok izlenen Soru ve Cevap (Q&A) programı geçen hafta Tazmanya Bağımsız Senatörü Jacqui Lambie ile Sudan’da doğup Avustralya’da büyüyen bir mühendis ve yazar olan Yassmin Abdel-Magied’i şeriat kanunları konusunda karşı karşıya getirdi. Çok sert ve tartışmalı geçen programda, İslam Dini’ni şeriat kurallarından ibaret gören Lambie, özgür bir toplumda bu kuralların yer almayan anti-demokratik bir kanser gibi olduğunu savunarak Avustralya’da bu kuralları destekleyen herkesin sınır dışı edilmesi gerektiğini söylemesine karşılık, ‘Yassmin ise, şeriat ve İslam, bulunduğunuz ülkenin kanun ve yasalarına uymayı söylüyor. Benim günde 5 vakit ibadetim şeriattır. Dinim hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz. Hiçbir şey bilmediğin şeyler hakkında konuşuyorsun.’ diye cevap verdi.
 
Senatör güvenlik gerekçesi ile şeriat yasaları gerekçesi ile Avustralya’nın da Donald Trump’ın yolunu izlemesi gerektiğini söyleyerek bu gerekçelerle, İslam’ı barış ve sevgi dini olarak değil de, din adına terör estiren ve aydınlık yüzünü karartmaya çalışan bir takım gruplardan gördüğü kadarı ile değerlendirme çabasında. Direkt isim vermese de “Organize suç ve terörizm tehdidi gerçek. Artık komşularımıza güvendiğimiz ve arka kapımızın kilidini açık bıraktığımız günler geride kaldı” diyor. Burka'yı tehdit unsuru olarak gördüğü için de, yüzü tamamen kapatma Avustralyalıları korkutucu kılıyor’ deyip, bu ayın başında Müslüman kadınların burka giymesini yasaklayan bir yasayı kamuoyuna sunmuştu. Neyse ki, özgürlükler ülkesinde ve günümüzün çağdaş dünyasında, kişinin ne giyeceğine kendisinin karar vermesi gerektiğini Başbakan Malcolm Turnbull da vurgulayarak, Avustralya’nın insanlara ne giyeceğini söyleyen bir ülke olmadığını ifade etti.
Diğer taraftan zamanın NSW Adalet Bakanı Greg Smith, gazetemize verdiği bir röportajında ülkede halihazırda uygulanan kanunlar için İslam hukuku yasalarından da faydalanılması konusunda araştırma yaptıklarını söylemiş ve alınacak kararlar kişinin lehine olacaksa düşünülebilir diyerek, bu konudaki endişelerini değil, olumlu yaklaşımını belirtmişti. Bakan, ‘Ancak tam tersine herhangi bir gruba, topluma veya kişiye zararlı olacaksa kabul edemeyiz.
 
Toplumumuz geliştikçe ve kültürler daha iyi anlaşıldıkça, yargı kararları verilirken bu tür konular gündeme gelebilir’ diye sözlerine eklemişti. Gelibolu Camii’nde ‘Adli Yıl’ açılışına katılan Başsavcı Tom Bathurst da ‘İslam inancında kanunların/hukukun çok önemli yeri vardır. Sizler benden daha iyi biliyorsunuz ki, İslami kanun ve hukuk çok gelişmiş ve komplekstir. Avrupa yüz yıllarca ‘Karanlık Çağı’ yaşarken, İslami toplumlarda Kanun ve Adalet geçerliydi. Her şahıs (Sultanlar ve Liderler dahil) kanun ve hukuku takip ediyorlardı ve “kanunun’’ üstünde değillerdi. Müslümanların kanuna karşı saygılarını nasıl tarihte görüyorsak, bugün Avustralya’da da görüyoruz. Müslüman hukukçuların Avustralya’daki kanunların gelişmesindeki katkılarını görüyoruz. Müslümanların gittikçe katkıları daha da artacaktır. Müslüman toplumun Avustralya’daki Adli sistemdeki katkısını organize edilen açılış töreni de ortaya koyuyor. Umarım bu törenler uzun yıllar devem eder’ demişti.
‘Kişi bilmediğinin düşmanıdır’ derler ya, Senatör Lambie’nin izlediği yol da aynı misal. Ne diyelim, günümüzde İslam’ı doğru tanıtıp, en güzel şekilde temsil etme ve  güzelliklerini anlatma konusunda Müslümanlara büyük iş düşüyor. z.polat@zamanaustralia.com.au

No comments:

Post a Comment