Başbakan Malcolm Turnbull İngiltere ve ardından Melbourne’deki saldırılardan sonra yaptığı açıklamada, İngiltere Başbakanı Terase May gibi ‘artık yeter’ diyerek radikal gruplara karşı yeteri kadar tolerans verildiğini ve bunların durdurulması gerektiğini söyledi.
Zafer Polat
Ramazan ayının o sımsıcak, engin ve samimi atmosferi içinde
iftar programları devam ediyor. Avustralya’nın dört bir yanındaki farklı kurum
ve kuruluşlar tarafından verilen iftar programlarının haberleri ile
seviniyoruz. Ramazan ayı gibi rahmet ve bereket mevsimini nasıl daha verimli
değerlendirebiliriz diyerek, bu zaman dilimini büyük bir fırsat bilme yolunda adımlar
atan kültürlerarası diyalog kuruluşları, faaliyet gösterdikleri şehirlerin en
prestijli salonlarında farklı din, kültür ve toplumdan seçkin davetlileri
ağırlamaya devam ediyor. Parlamento salonlarındaki kalabalık davetli topluluğu
ile gerçekleştirilen iftar programlarında verilen barış, dostluk ve sevgi
mesajları ise İslam’ın aydınlık çehresini karartmaya ve terörle yan yana gibi
göstermeye çalışan gruplara karşı tokat gibi bir cevap niteliğindeydi. Verilen
mesajların sayısını çoğaltmak mümkün.
Kendi seçim bölgesindeki bir
derneğin iftar davetine katılan Fowler Federal Milletvekili Chris Hayes, vahşi
bir terör örgütü olarak nitelediği IŞİD’in ve gerçekleştirdiği saldırılarda
ölenlerin çoğunluğunun Müslüman ve masum insanlar olduğunu söyledi. Ramazan ayının
İslam Dini’ni daha derin öğrenme açısından önemli bir fırsat olduğunu
vurgulayan Chris Hayes ‘Sizden rica etsem Ramazan da vereceğiniz iftar
davatlerine başka bir dine mensup kişileri çağırsanız ve sofranızdaki
yemeklerinizi onlarla paylaşsanız. Çünkü bu şekilde sizler İslam’ın bir barış
dini olduğunu bu bir araya geldiğiniz sofralarınız da daha rahat anlatabilir ve
yanlış anlaşılmaları bu şekilde izale edersiniz’ demişti. Evet, Federal
Milletvekilinin dediğini doğrularcasına katıldığı davetlerden izlenimlerini
ifade eden Affinity Vakfı danışmanlarından Dr. Elizabeth Coombs ‘Öğrenmek, daha
iyi anlamaya götürür. Korkuyu ve endişeyi ortadan kaldırır’ diyerek iftar
sofralarında bir araya gelmenin önemini vurgulamıştı.
Bu hafta ki sayımızda bir kısmını yayınladığımız
iftar haberlerinde de okuyacağınız gibi, çok anlamlı ve güzel ifadelerle iftar
programlarının toplumun farklı kesimlerinden bir çok insanı bir araya
getirmesi, sosyalleşmeye, yeni dostluklar kurulmasına, insanların birbirlerini
karşılıklı olarak daha iyi anlamalarına, kültür ve fikir alışverişi açısından
meydana getirdiği katkılarından bahsedildi.
Başbakan Malcolm Turnbull’un
Irak’ta 12 yaşında bir Avustralya’lı kız öğrencinin de hayatını kaybettiği
terör saldırısından sonra Federal Parlamento da ‘Dünyanın en büyük dinlerinden
birini yolundan çıkarmaya çalışan’ diyerek tanımladığı IŞİD ne Ramazan, ne
iftar ne sahur diyor. En insafsız şekilde zaman ve zemini karartarak
gerçekleştirdikleri eylemlerle ortamı cehenneme çevirdikleri günümüzde, masum
insanların hayatına kastetmeye devam ediyor.
Ramazanın ilk günlerinde Irak’ta iftar sonrası başlayan
terör saldırıları, daha sonra Afganistan ve Londra’da kanlı yüzünü gösterdi.
Aynı örgüt adına hareket eden Somali kökenli bir genç, geçen hafta da Melbourne’de
terör estirdi. Yacqub Khayre adlı eylemci, Çin kökenli bir otel çalışanını
silahla öldürmüş, bir kadını rehin alarak kendisini otel odasına kapatmış, daha
sonra gerçekleştirilen polis operasyonunda öldürülmüştü. Artık terör
saldırıları Avustralya’nın bir numaralı gündemi haline gelmiş durumda.
Geçtiğimiz hafta Tazmanya’da bir araya gelen eyalet Başbakanları toplantısının
ana gündeminde de terör ve bu konu ile ilgili alınacak önlemler masaya
yatırıldı.
Sonuçta başta Sydney ve Melbourne şehirleri olmak üzere, bir dizi
önlemler alınması kararlaştırıldı. Federal Hükümet, terör bağlantılı suçlarla
ilgili kişilerin kefalet ve şartlı tahliyesi ile ilgili daha güçlü yaptırımlar
uygulanması kararı aldı. Başbakan Malcolm Turnbull İngiltere ve ardından Melbourne’deki
saldırılardan sonra yaptığı açıklamada, İngiltere Başbakanı Terase May gibi
‘artık yeter’ diyerek radikal gruplara karşı yeteri kadar tolerans verildiğini
ve bunların durdurulması gerektiğini söyledi. Terör tehdidine yönelik önlemler
kapsamında, Melbourne kent merkezinin en kalabalık noktalarına geçici
bariyerler yerleştirilecek. NSW’de ise sadece radikal eylemler ile suçlanan
mahkumların kalacağı maksimum güvenlikli bir hapishanenin yapılması
planlanıyor.
Yazıyı
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Londra ve Manchester’da işlenen kanlı terör
saldırıları üzerine kaleme aldığı ‘Müslüman gençlerin teröristlerin ağına
düşmemesi için bağışıklık sistemini güçlendirmeliyiz’ başlıklı yazısından kısa
bir alıntı ile bitirmek istiyorum. Yapılabilecek şeylerin önemli bir tanesi
şiddeti meşru gören radikalleri fikir savaşında yenmektir’ diyen Hocaefendi,
‘Şu anda Müslümanlar olarak en kritik vazifemiz şiddet ve terör virüsüne karşı,
toplumumuzun, özellikle de gençliğimizin bağışıklık sistemini güçlendirmektir
ve onlara Efendimizin (s.a.v) kavmini nasıl vahşilikten İbrahimi dinlerin
paylaştığı ahlaki prensipleri benimsemiş bir topluma dönüştürdüğünü öğretmemiz
lazım’ diyor. z.polat@zamanaustralia.com.au

No comments:
Post a Comment